YAZILI YARGILAMA USULÜNDE ÖN İNCELEME (I)

Bir davada dilekçelerin taraflarca karşılıklı verilmesinden sonra, dilekçelerin verilmesi aşaması tamamlanarak ön inceleme aşaması başlayacaktır. Ön incelemede, hakim öncelikle tarafların sundukları dilekçe ve belgeleri inceler, dosya için gerekli hazırlık işlemlerini yapar; dava ve ilk itirazlar için tarafların dilekçelerindeki açıklamalar yeterliyse bunlar bakımından dosya üzerinden karar verir. Hakimin kararı, görevsizlik/yetkisizlik gibi davayı sona erdirici nitelik taşıyorsa; […]

Devamını Oku

DAVA AÇILMASININ MADDİ HUKUK YÖNÜNDEN SONUÇLARI

Davacının davasını açmasıyla gerek maddi hukuk gerekse de usul hukuku bakımından bir takım sonuçlar doğacaktır. Bu sonuçların ortaya çıkması için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesine gerek olmadığını da yeri gelmişken ifade edelim. Davanın açılmasıyla maddi hukuk açısından ortaya çıkan sonuçların ilki zamanaşımının kesilmesidir. Zira 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 154. madde 2. fıkrası “Aşağıdaki […]

Devamını Oku

İHTİYATİ HACİZ

İhtiyati haciz; para alacaklarına ilişkin mevcut veya müstakbel takibin güvence altına alınması için mahkemeye başvurarak borçlunun mal varlığına el koyulmasını sağlayan geçici hukuki koruma olarak tanımlanmaktadır. Kanun koyucu ihtiyati haczi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 257 ile madde 268 arasında düzenlemiştir. Mahkemelerin ihtiyadi haciz kararı verebilmesi için birtakım şartların mevcudiyeti gerekmektedir. İlk olarak […]

Devamını Oku

E-TEBLİGAT NE ZAMAN YAPILMIŞ SAYILIR?

7201 sayılı Tebligat Kanunu (“TK”) madde 7/A “Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur… 9. Baro levhasına yazılı avukatlar…” düzenlemesi ile tebligatların avukatlara elektronik yolla yapılmasını, zorunlu hale getirmiştir. Maddenin devamında tebligatın ne zaman yapılmış sayılacağı ile ilgili husus da düzenlenmiş ve açıkça tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci […]

Devamını Oku

TAŞINMAZLARA VE AYNİ HAKLARA İLİŞKİN İLAMLARIN İCRASI

Türk Hukuku; mahkeme ilamlarının icrası için kesinleşme şartını aramamıştır. Mahkemelerin karar verdiği andan itibaren taraflar bu kararın icrası için yasal yollara başvurabilecek ve kararın gereği yerine getirilmiş olacaktır. Fakat kanun koyucu bazı kararların icrası için kesinleşme şartının arandığı düzenlemeler de öngörmektedir. Bu düzenlemeler mahkeme kararlarının kesinleşme şartı olmadan icrasının istisnalarını oluşturmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri […]

Devamını Oku

HAKİMİN KANUN YOLLARINA BAŞVURU SÜRESİNİ YANLIŞ GÖSTERMESİ

Anayasa’nın 40/2. maddesine göre, “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”. Anayasa maddesinden anlaşılacağı üzere; her ne kadar kanun yollarına başvuru süresi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (“HMK”) belirtilmiş, kesin ve hak düşürücü süre olsa dahi, mahkemeler kararlarında başvuru mercilerini ve başvuru süresini belirteceklerdir. Kanun koyucu Anayasa’da yer alan ilgili […]

Devamını Oku

BİLİRKİŞİYE VE BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ

Bilirkişiler, yargılama esnasında ortaya çıkan ve çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde mahkeme tarafından başvurulan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişileridir. Bilirkişilik kurumu; 3.11.2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlananarak yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile özel bir düzenlemeye kavuşmuş; bilirkişilerin görev tanımları, sorumlulukları ve nitelikleri ayrıntılı hükme bağlanmıştır. Mahkemeler, yargılama sırasında […]

Devamını Oku

DAVANIN USULDEN REDDİ

Türk yargı sisteminde mahkemelerin yargılama sonucunda verebileceği kararlardan bir tanesi de “davanın usulden reddi” olarak ifade edilir. Davanın usulden reddi; dava şartı noksanlığının bulunması halinde mahkemenin vereceği bir karar türüdür. Dava şartları Hukuk Muhakemesi Kanunu (“HMK”) m.114’te düzenlenmiştir. “Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli […]

Devamını Oku

TEBLİGAT KANUNU MADDE 35 VE MADDE 21’E GÖRE TEBLİGAT – II

Bir önceki yazımızda Tebligat Kanunu’nun (“Kanun”) 35. maddesinde yer verilen prosedürün işletilmesi suretiyle tebligatın gerçekleştirilmesinden bahsetmiştik. İlgili yazımız için (Bkz…) Bu yazımızda ise Kanun’un 21. maddesinde düzenlenen prosedürden bahsedeceğiz. Gerçek kişilere yapılacak olan tebligatlar, kimi zaman kişinin adreste bulunmaması veya başka bir adrese taşınmış olması gibi sebeplerle gerçekleştirilememektedir. Kişinin bilinen adresine yapılan ilk tebligat, belirtilen […]

Devamını Oku

TEBLİGAT KANUNU MADDE 35’E VE MADDE 21’E GÖRE TEBLİGAT

Gerçek veya tüzel kişilere yapılan tebligatlar, kimi zaman çeşitli nedenlere bağlı olarak alıcısına tebliğ edilemez (teslim edilemez). Böyle bir durumda, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (“Kanun”) 21. ve 35. maddelerinde düzenlenen prosedürler işletilerek, usulüne uygun tebligatın gerçekleştirilebilmesi mümkündür. Yazımızda, Kanun’un 21. ve 35. maddelerinde yer verilen düzenlemeleri, tebligatın gerçek kişiye veya tüzel kişiye yapılacak olmasına göre […]

Devamını Oku