NÜFUSA KAYITLI OLMAYANLARI BİLDİRMEKLE YÜKÜMLÜ DİĞER GÖREVLİLER

Bir önceki çalışmamızda doğumu bildirme zorunluluğu olan kişileri, bunların nereye ve ne zaman bildirimde bulunması gerektiğini detaylıca açıklamıştık. (Bkz: İlgili Yazımız…) Bu yazımızda ise nüfusa kayıtlı olunmadığını tespit etmesi halinde, söz konusu durumu nüfus müdürlüklerine bildirmekle yükümlü kişilerden bahsedeceğiz. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 18. maddesinde bu görevli kişiler “ (1) 2828 sayılı Kanunun yetkili […]

Devamını Oku

VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASI

Ölen kişinin ardından kalan malvarlığının, bir başka söylemle terekenin, kendilerine kaldığı/bırakıldığı kişiler mirasçı olarak adlandırılmaktadır. Önceki yazılarımızda mirasın yasal ve atanmış mirasçılar arasında paylaştırılmasından bahsetmiştik. Bunun dışında, hukukumuzda çok yaygın olmasa da, mirasbırakanın, mallarının veya haklarının tamamının ya da bir bölümünün kendisine bırakıldığı vasiyet alacaklısının da hukuki niteliğinden, mirasın intikalinin ne şekilde yapılacağından söz etmekte […]

Devamını Oku

EVLİLİK BİRLİĞİNİN SONLANDIRILMASININ ARDINDAN ECRİMİSİL

Bir taşınmazı; hak sabibinin rızası olmadan, hukuka aykırı olarak kullanan gerçek veya tüzel kişilerin haksız kullanım sonucu ödedikleri tazminata, ecrimisil denilmektedir. (Ecrimisil hakkında daha detaylı bilgiye önceki yazılarımızda yer vermiştik. Lütfen Bkz.) Biz bu yazımızda, boşanma davası sonucu ortaya çıkan ecrimisil durumunu inceleyeceğiz. Ecrimisilin özel durumlarından olan, boşanmanın ardından ecrimisil; en çok aile konutu özelinde […]

Devamını Oku

HAKSIZ ŞİKAYET SURETİYLE KİŞİLİĞİN İHLALİ

Önceki yazılarımızda kişiliğin ihlali ve bunun hukuki sonuçlarından detaylıca söz etmiştik. Bugünkü yazımızın konusunu ise haksız şikayet yoluyla kişilik haklarının ihlal edilmesi ve bu husustan dolayı tazminat talep edilip edilemeyeceği hususları oluşturmaktadır. Anayasa’nın 36. maddesinin ilk fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile […]

Devamını Oku

DERNEK TÜRLERİ

Dernek; Türk Medeni Kanunu (“TMK”) m.56’da, “en az yedi gerçek veya tüzel kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları” olarak tanımlanmıştır. Dernekler, uygulamada daha etkili faaliyet göstermek adına çeşitli türlere ayrılmaktadır. Bu türler: (i)alelade dernekler – kamu yararına […]

Devamını Oku

AKIL HASTALIĞI VEYA AKIL ZAYIFLIĞI SEBEBİNE DAYALI VESAYETİN SONA ERMESİ HALİNDE VASİNİN YAPMASI GEREKENLER NELERDİR?

Akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı sebebine bağlı olarak verilen vesayet kararı, ancak yetkili Sulh Hukuk Mahkemesinin bir başka deyişle vesayet makamının kararıyla sona erer. Vesayeti gerekli kılan nedenin ortadan kalkması durumunda, ilgili Sulh Hukuk Mahkemesi vesayetin sona ermesine karar verecektir. Vesayetin sona ermesi talebini, kısıtlı ve ilgililerden her biri ileri sürebilecektir. Herhangi bir sebeple […]

Devamını Oku

VAKFIN SONA ERMESİ

Vakfın sona ermesi, çeşitli sebep ve yollarla gerçekleşebilmektedir. Bu yollar: vakfın kendiliğinden sona ermesi, vakfın mahkeme kararıyla feshedilmesi, vakfın, vakıf kuranın alacaklılarının ve saklı pay sahibi mirasçıların itirazı üzerine dağılması şeklinde sınıflandırabilir.  Türk Medeni Kanunu (“TMK”) m.116, “Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla […]

Devamını Oku

TAZMİNAT DAVALARINDA ZARARIN BELİRLENMESİ

Bilindiği üzere, kişinin uğramış olduğu haksız fiil nedeniyle zararının giderilmesi için yetkili ve görevli mahkeme nezdinde -kural olarak mağdur tarafından- açılan dava, tazminat davası olarak isimlendirilmektedir. Bu davanın içerisinde belirlenmesi gereken en önemli iki unsur, haksız fiil nedeniyle meydana gelen zarar oranı ve bu zarar karşısında hükmedilecek olan tazminat tutarıdır. Tazminat tutarının belirlenmesinde zarar oranın […]

Devamını Oku

AD VE SOYAD DEĞİŞİKLİĞİ HAKKINDA GÜNCEL GELİŞMELER

İsim değiştirme, düzeltme ve ekletme uygulama içerisinde çok sık karşılaşılan işlemlerdir. Yine isimden çeşitli nedenlerden dolayı memnun olunmaması ya da yapılacak değişikliğin ihtiyaç dahilinde kaldığı hallerde başvurulan yol hakkındaki olağan usul, önceki yazılarımızda detaylı olarak ele alınmıştır. (Lütfen Bkz.) Bu yazımızdaysa, ad ve soyadın değiştirilmesinde izlenmesi gereken güncel usul ve gelişmeler incelenecektir. 5490 sayılı Nüfus […]

Devamını Oku

KİŞİLİĞİN İHLALİ VE HUKUKİ SONUÇLARI – II

Bir önceki yazımızda kişiliğin ihlalinden ve buna bağlı olarak başvurulabilecek yolların kanuni dayanağından söz etmiştik. Bugünkü yazımıza kişiliğin ihlali kaynaklı tazminat davaları ile devam etmekteyiz. Kişilik değerlerine haksız bir saldırı yapılması halinde ortaya çıkan maddi zararın giderilmesi amacıyla açılan dava maddi tazminat davasıdır. Kusursuz sorumluluğu gerektiren bir hal mevzu bahis değilse bu noktada Türk Borçlar […]

Devamını Oku