ADİ ORTAKLIK (II)

Bir önceki yazımızda (…Bkz) adi ortaklık hükümlerine genel bir giriş yapmıştık. Bu yazımızda ise ortaklar arasındaki ve ortaklık ilişkisindeki değişikleri ve ortaklığın temsilini inceleyeceğiz.

Kanun koyucu ortaklığa yeni ortak alımına olanak tanımıştır. Ortaklık herhangi bir sebeple yeni ortak alımı yapabilecektir. Fakat yeni ortak alımına getirilen tek kural; ortaklığa yeni ortak alımı için mevcut bütün ortakların aynı yönde rıza göstermiş olmasıdır. Ortaklardan birinin yeni ortak alımına rıza göstermemesi yeni ortağın ortaklığa katılmasına engel teşkil edecektir. Ortaklardan biri veya birkaçı yeni ortak alınması istemiş fakat herhangi bir ortağı ikna edememişler ise ortaklar kendi paylarının bir kısmını veya tamamını herhangi bir üçüncü kişiye devredebilirler.  Fakat payı devralan kişi ortak sıfatını elde edemeyecektir.

Kanun koyucu ortakların; ortaklıktan çıkma ve çıkarılmasını da düzenlemiş. Bu düzenleme neticesinde kanunda sayılan sebeplerden herhangi birinin varlığında ortak; ortaklıktan çıkabileceği gibi diğer ortakların yazılı bildirimi ile de ortaklıktan çıkarılabilecektir. Ortaklardan birinin; fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi halinde; o ortak veya temsilcisi ya da ölen ortağın mirasçısı ortaklıktan çıkabilecektir. Fakat hemen belirtmeliyiz ki; ortaklıktan çıkmanın olanağı, adi ortaklık sözleşmesinde ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin bir hükmün bulunmasına bağlıdır.

Bir ortağın ortaklıktan çıkması veya çıkarılması durumunda ilgili pay, diğer ortaklara payları oranında dağıtılacaktır. Ortaklar, ortaklık ile ilişkisi kesilen ortağa ortaklık sıfatının sona erdiği anda ortaklık tasfiye edilmiş olsaydı doğacak tasfiye payını ödemek ile yükümlüdürler. Ödenmesi gereken tasfiye payı mali işlerde uzman bir kişiye hesaplatılacaktır. Tarafların bu kişide anlaşamamaları halinde hâkim bu kişiyi tayin edecektir. Diğer ortakların yükümlülüğü tasfiye payı ile sınırlı olmayıp; ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortak, ortaklığın kullanımına herhangi bir eşya bırakmış ise diğer ortaklar bu eşyayı da geri vermekle yükümlüdürler. 

Kanun koyucu ortaklık sıfatının sona erdiği tarihte, ortaklığın malvarlığının ortaklığın borçlarını karşılamaması halini de göz ardı etmeyerek, düzenlemiştir. Şöyle ki; herhangi bir ortak, ortaklıktan çıkar veya çıkartılırsa, ortaklığın malvarlığı borçlarını karşılamaz ise ilgili ortak payına düşen borç tutarını diğer ortaklara ödemekle yükümlüdür.

Ortaklığı temsil yetkisi, ortaklığı yönetim görevi verilen ortağa aittir. Yeri gelmişken eklemeliyiz ki; temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetki, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olmasına ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olmasına bağlıdır. Ortaklığı temsil yetkisi bulunmayan ortağın kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlem yapması halinde, ortak bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olacaktır.

Hukuk Desteği

iletisim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir