Tebligat, hukuki bir işlemin veya durumun ilgili kişiye bildirilmesi amacıyla yetkili kurum tarafından yapılan yazı veya ilan yoluyla belgeleme işlemidir. Hukukumuzda tebligata çok büyük önem verilmektedir, özellikle İcra ve İflas Hukuku’nda tebligata çok büyük sonuçlar bağlanmaktadır.
Tebligatın teslim alınmasıyla birlikte tebligata konu olan hukuki duruma ilişkin süreler başlar. Tebligatın teslim edilmesinden (Bkz. İlgili Yazımız…) ve tebligatın yapılacağı kişinin adresinin bulunamaması halinde tebligatın ilan yoluyla gerçekleştirileceğinden bahsetmiştik. Bu yazımızda ise tebligatın usulüne uygun yapılmamasına bağlanan hukuki sonuçları değerlendireceğiz.
Tebligatlar, Tebligat Kanunu’na ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’e uygun olarak düzenlenir ve tebliğe çıkarılır. Kanun ve/veya Yönetmeliğe uygun düzenlenmeyen ve/veya tebliğ edilmeyen tebligat usulsüz tebligattır.(Bkz. İlgili Yazımız…)
Usulsüz tebligat, kural olarak yapılmamış sayılır ve tebligata bağlanan sonuçları doğurmaz. Ancak, usulsüz tebligatı muhatabı öğrendiyse tebligat geçerli kabul edilir. Bu husus Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 53.maddesinde: “Tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliği öğrenmiş ise geçerlidir. Aksi takdirde tebligat yapılmamış sayılır. Muhatap, her ne şekilde olursa olsun tebliğ evrakını veya davetiyeyi alırsa ya da bunların içeriğini öğrenirse tebliği öğrenmiş sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Eğer usulsüz tebligat muhatap tarafından tebliğ alınırsa geçerli bir tebligat gibi hukuki sonuçlarını doğurur.
Tebligatın usulsüz olarak yapıldığının ispatını muhatap her türlü delille sağlayabilir. Tebligatın usulsüz olduğunun anlaşılması için gerekli görülen hallerde bilirkişi incelemesi yapılabilir. Usulsüz tebligatta muhatabın bildirdiği tebliğ tarihi geçerli tebliğ tarihi kabul edilir. Muhatabın usulsüz tebligatı öğrendiğini iddia ettiği tarihten farklı bir tarihte tebliğ aldığı iddia edilemez.
Bununla birlikte, muhatap tebligatı teslim almışcasına usul işlemlerinde bulunmuşsa ve usul işlemlerinin tarihi ile öğrendiğini iddia ettiği tarih arasında çelişkiler bulunuyorsa usuli işlemleri gerçekleştirdiği tarih öğrenme tarihi kabul edilir ve tebligata bağlanan hükümler o tarihten itibaren sonuç doğurmaya başlar.
Tebligatın usulüne aykırı olarak düzenlenmesi muhatabın bir hak kaybına uğramasına sebep olduysa, muhatap tebligatın düzenlendiği idareye tebligatın usulsüz olduğunu bildirir. Eğer İcra ve İflas Hukuku’na ilişkin bir tebligatsa İcra Mahkemesi’ne şikayette bulunarak tebligatın usulsüz olduğu ortaya koyabilir.
Hukuk Desteği