Ticari hayatta borçluların ödeme güçlüğüne düştüğü dönemlerde, malvarlığındaki taşınmazları veya değerli malları üçüncü kişilere devrettiği görülebilmektedir. Özellikle borçlunun iflastan kısa süre önce taşınmazını eşine, kardeşine, akrabasına, ortağına veya yakın ilişki içinde bulunduğu kişilere devretmesi halinde, alacaklılar bakımından ciddi hak kayıpları doğabilmektedir. Ancak borçlunun malını devretmiş olması, alacaklıların artık bu mala hiçbir şekilde ulaşamayacağı anlamına gelmemektedir. […]
Kategori: Borçlar Hukuku
İKİ HAKLI İHTAR NEDENİYLE TAHLİYEDE TEBLİĞ ANININ ÖNEMİ
Kira ilişkisinde kiracının kira bedelini süresinde ödememesi, belirli şartların gerçekleşmesi halinde kiraya verene tahliye davası açma imkanı tanımaktadır. Bu imkanlardan biri de Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen iki haklı ihtar nedeniyle tahliye davasıdır. İki haklı ihtar nedeniyle tahliye davasında, kiracının aynı kira yılı veya kira dönemi içinde kira bedelini ödememesi sebebiyle iki […]
KİRA HUKUKUNDA SÜRE AYRIMI: BELİRLİ VE BELİRSİZ SÜRELİ KİRA SÖZLEŞMELERİ
Kira sözleşmeleri, sürelerine göre “belirli süreli” ve “belirsiz süreli” olmak üzere iki ana kategoride ele alınır. Türk Borçlar Kanunu (TBK), bu ayrımı sadece tarihler üzerinden değil, sözleşmenin bitiminden sonraki uzama ve fesih mekanizmaları üzerinden de tanımlar. Belirli süreli kira sözleşmesi; tarafların açıkça veya örtülü olarak bir bitiş tarihi belirlediği sözleşme türüdür. Kural olarak, belirlenen sürenin […]
İNANÇ SÖZLEŞMESİ VE İNANÇ SÖZLEŞMESİNE DAYALI TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI
İnançlı işlem, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmemiş olup öğretide kabul edilmiş olan, inanana belirli koşulların gerçekleşmesi halinde kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Kanunun emredici hükümlerine, ahlak ve kişilik haklarına aykırı olmamak kaydıyla karşılıklı güvene dayalı olarak taraflar inançlı işlem yapabilmektedirler. İnançlı işlemler genellikle teminat sağlamak amacıyla yapılmaktadır. (Lütfen bakınız.) İnanç sözleşmeleri kaynağını 5.2.1947 tarihli […]
KİRA BORCUNUN YASAL SÜRESİNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE SONRADAN YAPILAN ÖDEMELERİN TEMERRÜDÜ ORTADAN KALDIRMAMASI
Kira ilişkisinde kiracının asli borcu, kira bedelini sözleşmede kararlaştırılan tarihte veya icra takibi yapılmış olması hâlinde İcra ve İflas Kanunu m.269 uyarınca tanınan 30 günlük yasal süre içinde ödemektir. Bu sürede ödeme yapılmaması halinde kiracı kendiliğinden temerrüde düşer ve temerrüt olgusunun gerçekleşmesiyle tahliye hukuki bir sonuç olarak doğar. Yargıtay’ın yerleşik, istikrarlı ve süreklilik arz eden […]
TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİNDE ŞEKİL ŞARTI
Hukukumuzda her ne kadar, şekil serbestisi ilkesi benimsenmiş olsa da Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) .12’de yer verilen “Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir.” şeklindekidüzenleme ile kanun koyucunun bazı sözleşmelerin geçerliliğini şekil şartına bağlayabileceği öngörülmüştür. Yasal düzenlemeler ile öngörülen şekil şartının temel nedeni, telafisi güç hak kayıplarının önlenerek tarafların korunmasını sağlamaktır. Taşınmaz Satış […]
TRAFİK KAZASI SONUCU MEYDANA GELEN ZARARLARDA TAZMİNAT TALEBİNİN KAPSAMI
Trafik kazası sonucunda meydana gelen zararların, diğer zarar hallerinde olduğu gibi maddi ve manevi zararlar olarak iki temel başlık altında ele alınması mümkündür. Belirtilen başlıklardan maddi zararların büyük bir bölümünü, Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 54. maddesinde sıralanan bedensel zararlar oluşturmaktadır. Bu madde uyarınca, bedensel zararların kapsamına; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da […]