Ceza yargılamasında verilen bir kararın kesinleşmiş olması, her durumda o kararın hiçbir şekilde denetlenemeyeceği anlamına gelmez. Özellikle istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hakim veya mahkeme kararlarında açık bir hukuka aykırılık bulunması halinde, “Kanun Yararına Bozma” adı verilen olağanüstü kanun yolu gündeme gelebilir.
Kanun yararına bozma, ceza yargılamasında hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde hukuka aykırılık bulunması halinde başvurulabilen olağanüstü bir kanun yoludur. Bu yol, kesinleşmiş her kararın yeniden incelenmesini sağlayan genel bir başvuru mekanizması değildir; olağan kanun yolu denetiminden geçmeden kesinleşen ve hukuka aykırılık taşıyan kararlar bakımından kamu yararı temelli bir denetim aracıdır.
Uygulamada kanun yararına bozma yoluna başvurulabilecek kararlar şu şekilde örneklendirilebilir:
- İnfaz hakimliği kararına itiraz üzerine ağır ceza mahkemesince verilen kesin nitelikteki kararlar,
- Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın sulh ceza hakimliğince reddi kararları,
- İddianamenin iadesine karşı Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itirazın reddi kararları,
- Yetkisizlik kararına karşı yapılan itirazın reddi kararları,
- Kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları,
- İstinaf veya temyiz başvurusu yapılmadan kesinleşen icra ceza mahkemesi kararları…
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi bu mekanizmanın temel işleyişini düzenlemektedir. Buna göre, hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, karar veya hükmün Yargıtay tarafından bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da bu nedenleri aynen yazarak bozma istemini Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine iletir. Bu nedenle ilgililer, doğrudan Yargıtay’a başvurarak bu yolu kendiliğinden işletemez; Adalet Bakanlığı’na başvurarak kanun yararına bozma sürecinin başlatılmasını talep eder.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Kanun yararına bozma Madde 309 (1-3.fıkralar) “(1) Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.”
Kanun yararına bozma başvurusunda yalnızca kararın hatalı olduğunun ileri sürülmesi yeterli değildir. Hukuka aykırılık somut, açık ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmalıdır. Kararın hangi tarihte kesinleştiği, istinaf veya temyiz incelemesinden geçip geçmediği, hukuka aykırılığın hangi usul veya esas hatasından kaynaklandığı başvuruda açıklanmalıdır. Karar örneği, kesinleşme şerhi, tebligat evrakları, itiraz dilekçeleri ve hukuka aykırılığı gösteren belgelerin başvuruya eklenmesi, sürecin sağlıklı yürütülmesi bakımından önem taşır.
Yargıtay’ın ilgili Ceza Dairesi, ileri sürülen hukuka aykırılık nedenlerini yerinde görürse karar veya hükmü kanun yararına bozar. Bozmanın sonucu, hukuka aykırılığın niteliğine göre değişir. Davanın esasını çözmeyen kararlarda dosya ilgili hakim veya mahkemeye gönderilerek yeniden değerlendirme yapılması gündeme gelebilir. Savunma hakkını kaldıran veya kısıtlayan usul hataları gibi hallerde yeniden yargılama yapılabilir; ancak önceki hükümle belirlenmiş cezadan daha ağır bir sonuca hükmedilemez. Hükümlünün cezasının kaldırılması veya daha hafif bir cezaya hükmedilmesi gereken hallerde ise Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi doğrudan karar verebilir.
Sonuç olarak ceza yargılamasında kanun yararına bozma, kesinleşmiş kararların sınırsız biçimde yeniden incelenmesini sağlayan bir yol değildir. Bu kurum, istinaf veya temyiz denetiminden geçmeden kesinleşen karar ve hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesi için öngörülmüş istisnai bir denetim mekanizmasıdır. Başvurunun etkili olabilmesi, hukuka aykırılığın açık, somut ve kanun yararına bozma denetimini gerektirecek nitelikte ortaya konulmasına bağlıdır.
Hukuk Desteği
