Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yıllık ücretli izin hesabında uygulamada sıklıkla uyuşmazlık konusu edilen önemli bir hususa ilişkin değerlendirmede bulunmuştur. Kararda, işçinin yıllık izin kullandığı döneme rastlayan hafta tatili günlerinin yıllık izin süresinden sayılmayacağı açıkça ortaya konulmuştur.
Bu karar, yeni bir izin hakkı yaratmaktan ziyade, 4857 sayılı İş Kanunu’nda halihazırda yer alan düzenlemenin uygulamadaki karşılığını netleştirmesi bakımından önem taşımaktadır. İş Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca yıllık ücretli izin günlerinin hesabında, izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmamaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu Yıllık ücretli iznin uygulanması Madde 56/5 “Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.”
Karara konu olayda, dosya kapsamındaki izin kayıtları incelendiğinde, işçinin izin kullandığı tarih aralıkları içerisinde hafta tatili günlerinin de bulunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay, bu günlerin yıllık izin süresinden düşülemeyeceğini belirterek, işçinin toplam yıllık izin hakkı içinde hafta tatiline denk gelen günler bakımından fiilen kullanılmamış izin hakkının bulunduğu sonucuna varmıştır. Bu kapsamda ulaşılan en önemli sonucu şudur: İşçiye yıllık izin kullandırılırken izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri yıllık izin hakkından mahsup edilememektedir.
Kararda ayrıca yıllık izin ücretine ilişkin temel ilke de hatırlatılmıştır. İş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin son ücreti üzerinden ödenmesi gerekir. Bu noktada iş sözleşmesinin işçi veya işveren tarafından sona erdirilmiş olması ya da feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, kullanılmayan yıllık izin ücretine hak kazanılması bakımından belirleyici değildir.
Yargıtay değerlendirmesinde ispat yüküne de dikkat çekmiştir. Yıllık izinlerin usulüne uygun şekilde kullandırıldığını ispat yükü işverene aittir. İşverenin bu hususu imzalı izin defteri, izin formu veya eşdeğer nitelikte yazılı belgelerle ortaya koyması gerekir. Bu nedenle yalnızca bordro kaydı veya genel nitelikli beyanlarla yıllık izin hakkının kullandırıldığının kabul edilmesi her durumda mümkün olmayacaktır.
İşverenlerin yıllık izin planlaması yaparken yalnızca izin başlangıç ve bitiş tarihlerini değil, bu tarih aralığına denk gelen hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerini de ayrıca dikkate alması gerekmektedir. Aksi halde, işçiye yıllık izin kullandırılmış görünse dahi, izin süresine dahil edilmemesi gereken günler nedeniyle bakiye yıllık izin alacağı doğabilecektir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin kararı, yıllık izin hesabında şekli kayıtların tek başına yeterli olmadığını; izin süresinin İş Kanunu’na uygun şekilde hesaplanması gerektiğini göstermektedir. İşverenler bakımından düzenli ve imzalı izin kayıtlarının tutulması, işçiler bakımından ise yıllık izin süresine denk gelen hafta tatili ve resmi tatil günlerinin izin hakkından düşülmemesi gerektiğinin bilinmesi önem arz etmektedir.
HukukDesteği
