EVCİL HAYVAN BARINDIRMANIN KOMŞULUK HAKKI VE YÖNETİM PLANI BAKIMINDAN HUKUKİ ÇERÇEVESİ

Evde evcil hayvan barındırma konusu, apartman ve site yaşamında komşuluk ilişkileri ile ortak yaşam kuralları bakımından belirli bir hukuki çerçeve içinde değerlendirilmektedir. Uyuşmazlıkların odağı çoğunlukla iki soruda toplanır. Birincisi, evcil hayvanın barındırılması nedeniyle komşuların taşınmazı kullanma ve huzur hakkının “hoş görülebilir sınırı” aşıp aşmadığıdır. İkincisi, ana taşınmazın yönetim planında bu konuda öngörülmüş açık bir düzenleme bulunup bulunmadığı ve bu düzenlemenin bağlayıcılığıdır. Bu nedenle uygulamada temel dayanak Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri ile komşuluk hukukuna ilişkin Türk Medeni Kanunu hükümleridir.

Kat mülkiyetinde genel ilke, kat maliklerinin ve bağımsız bölümde oturanların hem bağımsız bölümü hem de ortak alanları kullanırken birbirini rahatsız etmeme ve yönetim planına uyma yükümlülüğüdür. Bu çerçeve, komşu veya yönetimin “rahatsızlık” iddialarının hukuki zemininin kurulmasında önde gelir. 

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, Kat maliklerinin borçlarını 18. maddesinde “Kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak yükümlüdürler.”şeklinde düzenler. 

Apartman ve site düzeninde ikinci kritik metin, yönetim planıdır. Yönetim planı, ana taşınmazın kullanım tarzını ve ortak yaşam kurallarını belirleyen, tüm kat maliklerini bağlayan sözleşme niteliğinde bir belgedir. Bu nedenle evcil hayvan konusunda yönetim planında açık bir hüküm varsa, uyuşmazlığın değerlendirmesi çoğu kez bu hükmün kapsamı ve somut olayla ilişkisi üzerinden yapılır. 

Komşuluk hukuku bakımından temel ölçüt ise taşkınlıktır. Evcil hayvan kaynaklı koku, sürekli gürültü, yoğun hijyen ihlali, ortak alanların kirletilmesi, saldırganlık riski veya komşuların kullanımını fiilen zorlaştıran davranışlar, somut olayın koşullarına göre taşkınlık olarak değerlendirilerek müdahale taleplerine dayanak yapılabilir. 

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, III. Komşu hakkı, Kullanma biçimini 737. maddesinde “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.  Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.”

Sonuç olarak evcil hayvan barındırılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda hukuki değerlendirme, kategorik bir yasak veya sınırsız serbesti yaklaşımıyla değil, somut olayın özellikleri üzerinden ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde yapılmaktadır. Yönetim planında açık bir düzenleme bulunsa dahi, uygulamada esas belirleyici olan husus, evcil hayvanın varlığının komşular açısından objektif olarak hoş görülebilir sınırı aşıp aşmadığı ve rahatsızlığın süreklilik ve yoğunluk arz edip etmediğidir. Bu nedenle tarafların öncelikle iddiaları somutlaştırması, rahatsızlık iddiasının koku ve gürültü gibi ölçülebilir göstergelerle desteklenmesi, evcil hayvan sahibi bakımından ise gerekli hijyen ve güvenlik tedbirlerinin alındığının ortaya konulması önem taşımaktadır. Uyuşmazlığın büyümesini önlemek adına yazılı bildirim ve ihtar süreçlerinin usulüne uygun yürütülmesi, gerektiğinde delillerin korunması ve yönetim planı ile komşuluk hukukunun birlikte değerlendirilmesi suretiyle hem ortak yaşam düzeninin korunması hem de bağımsız bölümden yararlanma hakkının dengelenmesi mümkün hale gelmektedir.

Hukuk Desteği

(Lütfen bakınız.)

(Lütfen bakınız.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir