İŞ İLİŞKİSİ DEVAM EDERKEN GELECEKTEKİ AYRILIĞA İLİŞKİN ARABULUCULUK SÜRECİ BAŞLATILABİLİR Mİ?

İşçi ile işverenin iş sözleşmesinin belirli bir tarihte sona erdirilmesi konusunda anlaşması ve ayrılığa ilişkin mali şartların önceden belirlenmesi uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu kapsamda, iş ilişkisi devam ederken birkaç gün sonra gerçekleşmesi planlanan ayrılığa ilişkin ihtiyari arabuluculuk sürecinin başlatılıp başlatılamayacağı ve bu süreç sonucunda düzenlenen anlaşma belgesinin geçerli olup olmayacağı önem taşımaktadır.

Mevzuatta, iş ilişkisi devam ederken gelecekte gerçekleşmesi planlanan bir ayrılığa ilişkin ihtiyari arabuluculuk dosyasının açılmasını açıkça yasaklayan bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle tarafların arabuluculuk başvurusunda bulunması ve ayrılığın şartlarını arabulucu huzurunda görüşmesi mümkündür. Bununla birlikte, arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliği yalnızca başvurunun şeklen yapılmasına bağlı değildir. Yargıtay uygulamasında arabuluculuk başvurusu tarihinde taraflar arasında mevcut, belirli ve somut bir uyuşmazlığın bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmektedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 03.03.2025 tarihli, 2024/15165 Esas ve 2025/2237 Karar sayılı kararına konu olayda arabuluculuk tutanağı 29.06.2022 tarihinde düzenlenmiş, iş sözleşmesi ise 31.10.2022 tarihinde sona ermiştir. Arabuluculuk sürecinin işten ayrılıştan yaklaşık dört ay önce yürütüldüğü olayda, iş sözleşmesi devam ederken kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı alacakların anlaşma belgesine konu edilmesi hukuka uygun bulunmamıştır. İlk derece mahkemesince anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiş, bu karar Bölge Adliye Mahkemesince hukuka uygun bulunmuş ve Yargıtay tarafından onanmıştır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 03.03.2025T., 2024/15165E., 2025/2237K. “…ayrıca iş sözleşmesi sona ermediği hâlde kullandırılmayan yıllık izin hakkının parasal alacağa dönüştürülmesinin kanuna uygun görülemeyeceği ve gerçekte bir fesih söz konusu olmadığı hâlde işçiye ihbar ve kıdem tazminatı adı altında bir ödemenin arabulucu önünde yapılan anlaşma ile kararlaştırılmış olmasının ödemenin avans niteliğini ortadan kaldırmayacağı, aynı şekilde iş sözleşmesi sona ermediği hâlde yıllık ücretli izin hakkının arabulucu anlaşma tutanağı ile paraya tahvil edilmesinin de kabul edilemeyeceği, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.”

Karar, iş sözleşmesinin sona ermesinden yalnızca bir veya iki gün önce başlatılan arabuluculuk süreçlerini doğrudan konu almamaktadır. Bununla birlikte karar, başvuru ile işten çıkış arasındaki sürenin tek başına belirleyici olmadığını göstermektedir. Belirleyici olan, arabuluculuk başvurusu tarihinde taraflar arasında gerçek ve somut bir uyuşmazlığın bulunması ve anlaşmaya konu edilen hakların hukuken doğmuş olmasıdır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 24.04.2025 tarihli, 2025/2403 Esas ve 2025/3786 Karar sayılı kararına konu olayda ise işçinin SGK kayıtlarındaki işten ayrılış tarihi 11.03.2023, ihtiyari arabuluculuk tarihi 13.03.2023’tür. Bununla birlikte işten ayrılış bildirgesinin de 13.03.2023 tarihinde SGK’ye verildiği ve arabuluculuk başvurusundan önce taraflar arasında somut bir uyuşmazlık doğduğunun ortaya konulamadığı belirlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince anlaşma belgesinin yasal şartları taşımadığı kabul edilmiş ve bu karar Yargıtay tarafından oy çokluğuyla onanmıştır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 24.04.2025T., 2025/2403E., 2025/3786K. “Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında davacının işten ayrılış tarihinin 11.03.2023 olarak düzenlendiği ancak işten ayrılış bildirgesinin, ihtiyari arabuluculuk tarihi olan 13.03.2023 tarihinde SGK’ye bildirildiği, taraflar arasında 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/5 hükmü kapsamında bir anlaşmanın varlığından söz edebilmek için öncelikle bir uyuşmazlığın ortaya çıkmış olması ve bundan sonra arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği ancak taraflar arasında uyuşmazlık doğmadan davalı işverence ihtiyari arabuluculuğa başvurulduğu, dinlenen tanıkların da bu hususları doğruladığı, davacının iradesinin fesada uğratıldığı, bu nedenle taraflar arasındaki davaya konu ihtiyari arabuluculuk görüşmesi ile sonrasında düzenlenen tutanağın yasal şartları haiz olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.”

Bu karar, iş sözleşmesinin kayıtlarda arabuluculuk tarihinden önce sona ermiş görünmesinin tek başına yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Arabuluculuk başvurusundan önce işçi tarafından ileri sürülmüş bir talebin, işveren tarafından kabul edilmeyen veya tartışmalı hâle getirilen bir hakkın ve dolayısıyla taraflar arasında doğmuş gerçek bir uyuşmazlığın bulunması gerekmektedir.

Bu doğrultuda, iş sözleşmesinin sona ereceği tarihin ve ayrılık şartlarının taraflarca önceden belirlenmiş olması arabuluculuk dosyasının açılmasına engel teşkil etmemektedir. Ancak tarafların ileride gerçekleşecek ayrılık konusunda anlaşmış olmaları, Yargıtay uygulaması bakımından tek başına mevcut bir uyuşmazlığın bulunduğunu göstermemektedir. Henüz doğmamış işçilik alacaklarının önceden tasfiye edilmesi amacıyla yürütülen bir süreç, arabuluculuğun gerçek bir uyuşmazlığı çözme amacıyla bağdaşmayabilecektir.

Özellikle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve kullanılmayan yıllık izin ücreti gibi iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olarak doğan alacaklar bakımından, anlaşma belgesinin iş ilişkisi devam ederken düzenlenmesi geçerlilik tartışmasına neden olabilecektir. İş sözleşmesi sona ermeden bu hakların anlaşma belgesine konu edilmesi, henüz doğmamış hakların tasfiye edilmesi veya işçinin gelecekteki haklarından önceden vazgeçmesi olarak değerlendirilebilecektir.

Bununla birlikte, iş sözleşmesinin sona ermesinden önce taraflar arasında fesih iradesi, fesih sebebi, ödenecek tutarlar veya ayrılığın sonuçları konusunda gerçek bir anlaşmazlık ortaya çıkmışsa durumun somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Yalnızca ayrılık tarihinin yakın olması veya çıkış şartlarının önceden belirlenmesi, tek başına gerçek bir uyuşmazlığın varlığını göstermeyecektir.

Sonuç olarak, iş ilişkisinin sona ermesinden bir veya iki gün önce ihtiyari arabuluculuk başvurusu yapılması açıkça yasaklanmış değildir. Ancak sürecin hukuki güvenliği bakımından başvuru tarihinde taraflar arasında ayrılığın sonuçları veya işçilik alacakları konusunda mevcut ve somut bir uyuşmazlığın bulunduğunun ortaya konulabilmesi gerekmektedir. Aksi halde arabuluculuk anlaşma belgesi, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra açılabilecek bir davada geçersizlik veya iptal iddiasıyla karşılaşabilecektir.

Hukuk Desteği

(Lütfen bakınız.)

(Lütfen bakınız.)

(Lütfen bakınız.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir