BABAANNE VE DEDE BOŞANMA SONRASINDA ÇOCUĞU BABADAN BAĞIMSIZ GÖREBİLİR Mİ?

Boşanma sonrasında çocuk ile velayet kendisine bırakılmayan anne veya baba arasında kişisel ilişki kurulması mümkün olduğu gibi, bazı durumlarda babaanne, dede ve diğer yakın hısımlar da çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilmektedir.

Ancak babaanne ve dedenin çocukla, anne veya babaya tanınan kişisel ilişki süresinden bağımsız olarak ayrıca görüşebilmesi için yalnızca akrabalık bağının bulunması yeterli değildir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”) 325. maddesine göre, olağanüstü hallerin bulunması ve kurulacak kişisel ilişkinin çocuğun menfaatine uygun olması gerekmektedir.

TMK madde 325 – “Olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir. Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır.”

Dolayısıyla babaanne ve dedenin torunlarıyla anne veya babadan bağımsız bir kişisel ilişki kurulmasını istemesi halinde, somut olayda olağanüstü bir durumun bulunup bulunmadığı ve bu ilişkinin çocuğun menfaatine uygun olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de 19.02.2026 tarihli, 2025/10442 E. ve 2026/1908 K. sayılı kararında bu hususu değerlendirmiştir. Karara konu olayda babaanne ve dede, boşanma sonrasında velayeti anneye bırakılan torunları ile ayrıca kişisel ilişki kurulmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, çocuğun babasının yurt dışında yaşaması ve Türkiye’ye sık gelmemesi nedeniyle olağanüstü hal koşulunun oluştuğunu kabul ederek davayı kabul etmiş; karara karşı yapılan istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir.

Yargıtay ise babanın yurt dışında yaşamasının tek başına TMK’nın 325. maddesinde aranan olağanüstü hal koşulunu oluşturmayacağını belirtmiştir.

Yargıtay kararında; “Somut olayda; boşanma kararı ile velayeti anneye verilen 2012 doğumlu … ile davacıların oğlu olan dava dışı baba … arasında kişisel ilişki düzenlendiği, kişisel ilişkinin yeterli düzeyde olduğu, davacılar babaanne ve dedenin, babaya tanınan kişisel ilişki süresi içerisinde torunlarını görme, aile bağlarını koruma ve geliştirme imkanına sahip oldukları, babanın yurt dışında yaşıyor olmasının kanunun aradığı olağanüstü hal kapsamında değerlendirmesinin mümkün olmadığı, davacılar tarafından başkaca olağanüstü halin varlığının da kanıtlanamadığı, şu halde üçüncü kişi konumunda olan davacılar ile çocuk arasında 4721 sayılı Kanun’un 325 inci maddesi uyarınca kişisel ilişki kurulmasının yasal koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, davanın reddi yerine, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.” hükümlerine yer verilmiştir.

Kararda özellikle, çocuk ile baba arasında yeterli düzeyde kişisel ilişki kurulmuş olması ve babaanne ile dedenin de babaya tanınan süre içerisinde torunlarını görme, aile bağlarını koruma ve geliştirme imkanına sahip bulunmaları dikkate alınmıştır. Bu nedenle babanın yurt dışında yaşaması, babaanne ve dedeye babadan bağımsız ayrıca kişisel ilişki hakkı tanınması için tek başına yeterli görülmemiştir.

Sonuç olarak babaanne ve dede, koşulları varsa torunlarıyla bağımsız kişisel ilişki kurulmasını talep edebilirler. Ancak bunun için yalnızca hısımlık ilişkisi yeterli olmayıp TMK’nın 325. maddesi kapsamında olağanüstü bir halin bulunması ve kurulacak ilişkinin çocuğun menfaatine uygun olması gerekmektedir. Yargıtay’ın güncel kararına göre, baba ile çocuk arasında yeterli kişisel ilişki mevcutken ve babaanne ile dede de bu süre içerisinde çocukla görüşebiliyorken, babanın yurt dışında yaşaması tek başına bağımsız kişisel ilişki kurulması için yeterli değildir.

Hukuk Desteği

(Lütfen bakınız.)

(Lütfen bakınız.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir