İcra takiplerinde dosyaya dayanak olarak sunulan yazılı sözleşmeler, yalnızca alacağın varlığını veya takibin hukuki sebebini gösteren belgeler olarak görülmemektedir. Bu belgeler, aynı zamanda 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu bakımından damga vergisine tabi “kâğıt” niteliği taşıyabildiğinden, icra dosyasına ibraz edilmeleri damga vergisi yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasına engel teşkil etmemektedir. Bu nedenle yazılı kira sözleşmesinin icra dosyasına konulması, takip hukukundan bağımsız olarak damga vergisi yükümlülükleri bakımından da inceleme alanına girebilmektedir. Bu çerçevede idarenin ve icra dairesinin hareket alanını belirleyen temel hüküm Damga Vergisi Kanunu’nun 26. maddesidir. Anılan düzenleme, resmî dairelerin kendilerine ibraz edilen kâğıtların damga vergisini aramayı; verginin hiç ödenmediği veya eksik ödendiğinin tespiti halinde durumu tutanak altına almakla ya da kâğıdı tutanak düzenlenmek üzere vergi dairesine intikal ettirmekle yükümlü olduğunu hükme bağlamaktadır. 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu, Resmî dairelerin mecburiyeti madde 26- “Resmî dairelerin ilgili memurları kendilerine ibraz edilen kâğıtların damga vergisini aramaya ve vergisi hiç ödenmemiş veya noksan ödenmiş olanları bir tutanakla tespit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere, vergi dairesine göndermeye mecburdurlar.” Bu hüküm uyarınca icra müdürlüğünün rolü, dosyaya sunulan sözleşmenin damga vergisi yönünden değerlendirilmesi ve verginin hiç ödenmediği veya eksik ödendiği kanaatine varılması halinde, durumu tutanakla tespit etmek yahut vergi dairesine bildirmekten ibarettir. Dolayısıyla icra dairesince vergi dairesine gönderilen yazı, yeni bir vergi ihdası anlamına gelmez; bağımsız bir yaptırım mekanizması da kurmamaktadır. Yapılan işlem, kanunun resmî dairelere yüklediği bildirim ve tespit mekanizmasının işletilmesidir. Bu noktada icra dairesi, verginin tahsilini bizzat yapan merci değil; tespit ve intikal yükümlülüğü bulunan bir ara makam konumundadır. Uygulamada sık görülen tablo şudur: Takibe dayanak yapılan yazılı sözleşme üzerinden işlem tesis edildiği, dosyada sözleşmeye dayanıldığı ve sözleşmenin damga vergisi yönünden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle vergi dairesine yazı yazılır. Bu yazıda çoğu zaman, “alınması gereken damga vergisi bulunması halinde bunun vergi dairesince takip ve tahsil edilmesi” istenir ve yazının Damga Vergisi Kanunu m.26 kapsamında tutanak yerine geçtiği belirtilir ve bu tür yazılar, esasen icra müdürlüğünün tespit-bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini göstererek vergi tarh ve tahsil süreci ise vergi idaresinin kendi usul rejimi içinde yürütülür. Bu itibarla konu; icra dosyasına ibraz edilen sözleşmelerin damga vergisi yönünden denetlenmesi ve gerekli görülmesi halinde vergi dairesine bildirilmesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Başka bir ifadeyle, icra dosyasına sunulan yazılı sözleşme yalnızca takip hukukunun değil, aynı zamanda vergi hukukunun da inceleme alanına girebilmektedir. Bu nedenle özellikle yazılı sözleşmeye dayalı takiplerde, sözleşmenin damga vergisi bakımından doğurabileceği sonuçların baştan gözetilmesi, sonradan doğabilecek uyuşmazlık ve gecikme risklerini azaltacaktır.
Hukuk Desteği
